
AH AŞK
Aşk küçük bir şeye sığdırmış kendini bir gün… Sığışmış, ve oracıkta sessizce beklemiş. Kimselere diyememiş. Daha önceleri büyük yerlerde salınarak dolaşırmış. Haykırırmış sevdasını. Ama bu sefer küçücük ve azıcık yer olan bir mekanı mesken tutmuş. Gizlemiş kendini. Ağzını açıp, tek kelime etmemiş. Suskunmuş aşk… Sessiz, huzurlu, düşünceli, pısırıkmış. Yasakmış. Olmazmış. Yer edindiği kalpte, başka bir aşk varmış. Sorgulamadan, ondan bile saklı, hatta yerin sahibinin bile bilmediği kadar saklamış kendini. Ah aşk… Şaşkınmış. Dedim ya minicikmiş. Minnacık. Her gün onu görmek için çabalıyormuş. Ve sesini duymak için. Fotoğraflarına bakıyormuş. Ve sesini duyunca huzurla gözlerini kapayıp, işte bu diyormuş. BU! Bir denizin ortasında çırılçıplak, suyun kaldırdığı bir beden kadar huzurlu, sessiz ve ışıltısız bir gecede soğuğa inat ateş kadar sıcak bir his! Ah aşk… Kovsam gider misin? İstemiyorum desem? Olmaz ki desem? Gitmezsin… İnatçısın! Uysal oluyorsun onun içinde. Söz dinlemezsin. Heyecan neden? Herkesi, her şeyi silip süpürdün işte! Olabilecek en güzel ilişkileri bile ittin elinle! Ne oyunbozansın sen! Seni seven, belki daha önce süper dediğin herkesi sildin! Ne için? Senden habersiz biri için… Uzaktan izler iken, ve hatta masa üzerine koyduğun resme saatlerce bakarken, hala susuyorsun… Ah aşk… Ne gidiyorsun ondan, ne yaklaşa biliryorsun. Sen yerinde sayıyorsun! Daha çok sancıyacak karnın. Daha çok kaybolacaksın gözlerinde! Ah Aşk…


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home