NADİ

Uzaktaydı.Uzaktayken, onların müdehale edemeyeceğini sanırken, sanki daha çok onların içinde bulmuştu kendini.Kaçarken onlardan, kendinden kaçtığının farkına varamamıştı.Kalın bir kabuk içine gizlemişti kendini.Belki diğerleri bulamıyordu ama o kendisiyle o kalınca kabuğunun içinde, hesaplaşır olmuştu kendisiyle.Kendini bulmaya çalışırken, yeniliği hayatına sokmuştu.Değişimi...Bilemedi...Değişim, içinde, beyninde olmalıydı.Kendine kıymet vermezken, suskun bakarken boş boş, dışını değiştirmenin işe yaramadığını kabullenmez, bağırıyordu zayıf bedeni.Sessizdi.Konuşan kendi değilmiş gibi, başını çeviriyordu içindeki o. Başını eğmiş susarken, içindeki bağırma isteğini bastırıyordu. Sonra...Sonra uyandı. Kabuğunu, ördüğü kabuğunu kırdı. İçinden hayatının kumandasını eline almak, sevdiği şeyleri yapmak istedi. Kendi olmayı sevdiğini, ve değişmek değil, kendi olmak istediğini anladı. Gerçek kendini ifade edemediğini, ve artık bunun zamanının geldiğini anladı.Gülümsedi. O artık kendine güvenen, gözleri ışıl ışıl parlayan o'ydu!Şarkı mırıldanmaya başladı.rtık onlardan kaçmıyordu. Kararlarına, isteseler de, istemeseler de saygı duyacaklardı. O hamur değildi!Yuğurulamazdı!Kimsenin istediği kişi olamazdı!Ya fikirlerine saygı duyacaklardı, ya da bunu yapmaları gerektiğini Nadi'nin gözlerinden anlayacaklardı...Artık kumanda yoktu!Kendi kendinin sahibi, çakmak çakmak gözleri, ışıldayan gülümsemesiyle Nadi, müziğin ritmi ile , belki de ilk defa kendisiyle dans etti. Nadi...Siyah beyaz Nadi...Dünyasına bütün renkleri döken Nadi...Artık kimse onun kendine güvenini yıkamazdı...
(Nadi, kendine verdiğin değer kadar diğerlerinin gözünde değerlisin.Sevgilerimle...)
Aygün 05/03/2006) 22:45


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home