GECEM...

İçimde yavaş yavaş büyütüyorum seni can parçam. Ve sen büyüdükçe, kendime ben öyle küçük görünüyorum ki ! canım acımıyor. Sadece bir yerlerde, bir şeyler sızlıyor. Resmine bakarken, seni çektiğim o anlarda, konuştuklarımız geliyor aklıma. Yanağını öptüğüm zamanlarda, dudaklarımın tadı ve kokun! Ah! Sen bilmezsin. Bilmene imkan yok can parçam. Şimdi, seninle aynı havayı solumak için neler vermezdim. Sen kaçarken benden, nelerin içimde koptuğunu anlayamazsın… Bir şiir gibi, satır satır yazıyorum, kazıyorum. Öyle narin ki yerin, kelimelerim öyle üzeri kapalı ki, seni yıpratmamak adına, kalemimden alıyorum hırsımı. Sen benim büyüttüğüm en narin çiçeksin… Siyah ve beyaz. Seni izliyorum. Seni izlerken, yaptığın her hareketi kazıyorum beynime. Ayak sallaman, kadehi tutuşun, parmağını düşünürken dudağına değirmen, “git benden” bakışın… Ve kazıdıkça yıllanıyor içimde her şeyin. Büyütüyorum. Yavaş yavaş. Öyle dengeli soluyorum ki içimde seni, sanki solarsan ben de solacakmışım gibi… Tanrım, bu nasıl bir kefedir, bitirmek isterken, kaçarken nasıl da kılıflar buluyorum umuda, sana dair. Olmayacağını bilerek nasıl da oldurmuş düşler, kapanlar kuruyor içimde. Ve sen ben değirmenlere karşı… şimdi, kazandığım paralarla, borçlarımı ödeyip, sana nasıl bir sürpriz hazırlarım derdinde yüreğim. Sen beni düşünmezken, o şişko ben, herhangi bir karşılık beklemeden, sırf o yüzünde açan güneşi görmek için neler yapmam ki! Varsın ellerin ol! Varsın gelme bana! Varsın görmeyeyim bir daha! Mutlu ol ve yüzüne yapışmış o hüzünlü gülüşün yerine, güneşin doğsun… Can parçam benim…
Şimdi düşlerim sana endeksli. Akşam olmuş ve ben en sevdiğin yemekleri hazırlamışım. Kristalleşmemiş rakı, meze ve en sevdiğin müzik… Sohbet etmişiz, günü anlatmışız. Sen sıkıntılarını tek tek anlatırken, ayakların dizlerimde, ovarken seni gülümseyerek dinliyorum. Yan yana uzanmışız, film izliyoruz sohbetimiz bitince. Sana hazırladığım cezeryeleri getiriyorum. Ya da sıcak çikolatanı sessizce içiyorsun. Ben seni izliyorum. Huzurlu bakışlarını. Elini parmaklarını öpüyorum. Oracıkta sızma diye gıdıklayıp seni yatağına götürüyorum. Yerde rengarenk bir halı, pembeli mavili ve rengarenk bir lamba… Ve sen uyurken, uyumanı izliyorum sessizce. Kaşlarını, yanağını okşuyorum. Başka bir gün sana sürpriz yapıp Fenerbahçe maçına iki bilet alıyorum. Sana destek olmak için, seninle birlikte izliyorum maçı. Ben senin için feda edebileceklerimle ilgilenmiyorum. Huzurlu bir bakışına, şu karpuz dünyayı keser, önüne koyar, bununla zaten mutlu olurum…
Ah sen!! Can parçam… Ruh ikizim, dilsizim… Sen bilmezsin! Kapıyı çalmadı arsız aşk… Yine içimde yanıyor bir şeyler, sızlıyor. Alacaklarımı değil, yapacaklarımı hesap ediyorum. Seni uzaktan izliyorum. Şimdi o şunu yapıyordur diyorum. Gözlerim doluyor…
Bugün İlker geldi. Ben anlattım seni, o dinledi. Kedi gibi sokulup anlattım. Daha doğrusu ben susmuşum… Yüreğim öyle çok bağırıyor ki, kelimelerim yetmiyor, susup dalıyorum… Sahip olamayacağım güneşim… Ben seni sevmekle yetinirim. Sen olmasan da yanımda, sevmesen de beni, ben senin sevmenin kutsallığındayım. Şimdi uyuyorsundur… Uyu meleğim… Huzurlu uyu. Ben senin için de uyumam…
Dilsiz harfler… ilk defa söyleyemeden yaşıyorum. Konuşamıyorum. Belkiler çok uzak bana. Uzağımdasın, yakınımda… Bir adım ötemde, 100 adım gerimde… Düşlerimde elleri elimde, sahil kenarında, gerçekte aklında olmayan ben… Yazdıkça yazasım geliyor seni. Sustukça içim kabarıyor. Ben olmayacağını bile bile seviyorum yetmez mi?
Şimdi kilometrelerce uzağımda, kimbilir hangi koyundasın. Ben yanımı boş bırakıyorum. Düşlerimde hep yanımdasın…
Aygün 31.01.2007 23:00
Şimdi hayatı daha çok seviyorum, daha çok renklendi güneşiiiiiiimmmmm!!!


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home