HÜZNÜMÜ, UMUTLARIMI, KAHKALARIMI HİSSETMEYE HAZIR MISIN? GİZLİ BAHÇEMDESİN...

Cuma, Kasım 18, 2005

HAYATI GIDIKLAMAK ....

Güzel bir gün..Bugün hava kapalı.Işıkları sönmüş bir gökyüzü var.Sabah uyanırsınız.Şöyle bir bakınırsınız.Eğer benim gibiyseniz ilk etapta nerdeyim diye anlık bir düşünce ve odanızda olduğunuz gerçeği ile yatakta mır mır yapmaya başlarsınız.Biraz daha nolur diyorsanız alarm çaldığında ertelersiniz.Ben ertelemeyenlerdenim.Kalktığımda hemen pencereye çeviririm bakışlarımı.Güneş varsa süper yoksa süper yapmak lazım diye düşünürüm.Hiç bir zaman bugün ne giysem diyenlerden olmadım.Sabahları kendimi tartarım.Klasik aygün mü olmak hoşuna gider, spor aygün mü, yoksa paspal aygün mü seni mutlu eder?Genelde kotumu t-shirtümü üzerime geçiririm.Makyaj la çok da aram iyi olmadığı için, ve saçlarım kısa olduğu için lavabo, diş fırçalama, yüz yımaka ve kremleme 5 dk mı aldığı için 15 dk da hazırlananlardanım.Ama itiraf edeyim en keyif aldığım şeyi yapmam 30 dk mı alıyor. Duş alıyorum.Sonra fön makinesi ile saçlarım uçuşurken şarkı söylüyorum ve onu mikrofon yapıp dağılmış saçlarla şarkılar dağılıyor banyoya.AA bak şimdi makyajsız olmaaaz deyip boyuyorum kendimi.Ve saniyelerce gözlerimi izliyorum.Saçlarımı beğenmeyip jöleliyorum sonra.Ve kıyafetimi bu saç ve makyaja göre hazırlıyorum.Bu cidden keyif veriyor bana.İş yerine gitmem, pc yi açmam, ilk dakikalarda içtiğim süt tozu ile yumuşatılmış nescafem var beni mutlu eden.Hatırlanmak güzel mesela...Gerekli gereksiz her mail değil de , bu tam aygünlük dediğim mailleri açıyorum.İş ile ilgili mailler cevaplanıyor.Msn konuşmaları eskisi kadar yoğun değil artık.Günde en fazla toplasam toplasam 1 saat belki vaaar belki yok.Kendime zaman ayırıyorum eskisinden çok daha fazla.Biliyorum ki insanları mutlu edebilmem için önce kend, huzurumu sağlamam gerek.Boş zaman yakaladığımda fotoğraf sitelerinde gezinip içimi ferahlatan, hobilerimle ilgili fotoğraflara bakıyorum.Google ı kullanıyorum sıkça.Aklıma takılanları araştırıyorum.Bilgi edinmek için her gün kullanıyorum.Akşamları acele etmiyorum çıkmak için.Sindire sindire çıkıyorum.Dostlarımın yanına uğramadan gitmiyorum dolmuş durağına.Biliyorum ki onların işlerinin bitmesine daha çok var.Komiklik yapmayı seviyorum.Hem kendim gülüyorum hem onlar.Biliyorum ki gülümsemek sağlığa ruha çok faydalı.Ama en güzeli bu hareketi zorunlulukla yapmamak.Bunun tadı başka oluyor.Akşam evimden içeri girdiğimde içimde hem sevinç, hem hüzün, hem korku oluyor.Ben bu tadı da seviyorum.Sevincim, beni yaşayacağım tek yerin olmasından.Konuşmadan düşünerek, istediğimi yapabileceğim, kahvemi yapıp ayaklarımı uzatıp tv izlediğim bana ait yer olması huzurlu olmamı sağlıyor.Dostlarım çat kapı gelmesi, milli maçları bizim evde izlememiz, kahve falları, ve salonda müziğin sesini açıp oynamamız, dans etmelerimiz kahkalarla, hüzünlenmemiz belki de.Ve yine kahkalarla ağlamalarımız birbirimizin t-shirtlerini gözyaşlarımızla ıslatmamız bile çok güzel.Uyumak isteyenler için mis kokulu, ve her defasında yıkamam pijamalar çıkar ama gece bitmez ki.Yatmadan önce akıla takılanlar ve rahat uyumak için aslında böyle dimi şeklinde gelişen ve sonrasında yat hadiiiiiiiii bağrışmaları beni mutlu eden.Ve hoşgeldin hüzün..Kendimi yargıladığım, sakince oturup kararlar aldığım, cuvaldızı batırdığım yer aynı zamanda evim.Dualarımı okuduğum, tanrı ile yüzleşmeleri yaşadığım, yazılarımı yazdığım, ağladım saatlerce..Gözlerimi açamayacak kadar dişlerimi sıkarak ağlayabildiğim yer evim.İçimdeki aşkı tutkuyu içimi acıtan sevgilerimi döktüğüm yer evim.Ve korkularım...Kabuslarımı yaşadığım yer evim.Kendimle yalnız kalışım, yapabileceklerim, dünyadan koptuğum anlarda, tek kalışlarım korkutur beni.Biliyorum ki yaşamın güzelliğini görebilmem için gerekli bu nazar boncukları.Kötü olaylar yaşamanın da hayatın güzelliklerini tekrar tekrar fark etmeme yardımcı olduğunu biliyorum.Gülmenin, coşkulu kahkahaların nazarını ağlamayı da severim.İçimi rahatlatmayı.Huzurla...Biliyorum ki, sabah öğle akşam her koşulda başıma çok güzel ve çok kötü şeyler gelebilir.Bunları nasıl lehime kullanabilirim, güzelleştirebilirim ben bunun derdindeyim.Bazı kurallarım var mesela.Asla başka birinin hatasını diğerine yüklemem.Bireylerin, hem de milyarlarca insanın birbirinden farklı olduğu gerçeğini gözardı etmemek lazım.Hata kişiye özeldir.Hesap sormak yerine sormak kelimesini tercih ederim mesela...Kişileri olduğu gibi kabullenmeyi seviyorum.Kabullenemediğim zaman kalbinden, zihninden çıkarıyorum kendimi.İyi ya da kötü, insanları koşulsuz kabul etmem gerekmediğini biliyorum.Ve beni olduğum gibi seven, olduğum gibi olduğuma inanan, güvenen insanlarla birlikte olmaya dikkat ediyorum.Mutluluk bir formülse...işte ben bunun formülünü yaratmayı seviyorum :D Olabildiğince güzel kelimeler süslüyor dilimi.Biliyorum ki zihnim dilimden çıkanı kazıyor.İşin en garip yanı, benim de anlayamadığım bir tarafımın olması.Çok neşeliyim.Hem de annemin deyimiyle deli coşmayım.Böyle vıcır vıcır zıpır zıpır yerimde duramam.Ama bu ancak şunu hissettiğimde ortaya çıkıyor.Bkz:yukarı: beni ben olduğum için seven güvenen insanların yanında.Garip çünkü ben onları o oldukları için sevsem de onlar gösteremiyorlarsa dostça ya da farklı anlamda sevgilerini, işte bu çoşkum olmuyor. Ve zamanla daha da sönüyor.Biliyorum ...nefes almak değil yaşamak...Biliyorum sadece mutlu etmek değil mutluluk....biliyorum, aşk tek taraflı değil....biliyorum, zaman beni büyütüyor...Biliyorum, erken ya da geç, öldüğümde gülümseteceğim ve gülümseyeceğim biri tutacak elimi...Biliyorum, umutsuz yaşamak, yediğim diyet salatasındaki otlardan farksız olmak :D Hayatla şakalaşın..Hayatı bolca ama bolca gıdıklayın hadi :D

Aygün 18/11/2005

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home