DİLSİZ HARFLER....
Büyük yazarların büyük efsaneleri...Anladım ki sevgi, tutku, büyük büyülerin, gizemlerin, suskunlukların ardına gizlenmiş, heyecanla beklerlermiş diğer yarılarını.Anladım ki bu suskunluklar, dilsiz duygular tetiklermiş sevdaları.Büyüklüğü o içinde büyüyen, içten içe kemirip, kendini küçültenmiş.Küçüldükçe, dilsiz harflerin sahibini yüceltmekmiş içinde.Sevda yanlışlıkla değen parmaklarla göz göze gelmekmiş.Gidenin ardından, elleri bomboş yitirmişlik duygusuymuş.Sevda ananın çocuğuna seni seviyorum diyememesiymiş.Gizler ve büyü...İçimizde büyüttüğümüz o şey...Adı mühim mi?Kavruluurken söyleyememekmiş.Söylenmemiş, söylenememiş sözlermiş, içimdeki yoğunluğuymuş.Susmakmış aşk.Ve dilsiz kelimelerin içinde dans etmesiymiş insanın...Beklemekmiş.Ve beklerken gelmemesi düşüncesinib körüklediği ateşmiş büyüdükçe büyüyen.Gözüne bakmak ama dokunamamakmış.Heyecanmış.Yok olmak, bitmekmiş.Kaçmakmış uzaklara, dağ evine ya da deniz kenarına.Veya saklanmakmış evin en sakin, en kuytu, en ağlayası yerine..Dişler sıkılırken, akmasıymış gözlerden tuzlu damlaların...Sevda...Söylenince büyüsü kaçan şeymiş.Dilsiz harfler, büyü ve gizem... Ben içimde hiç saklayamadım sevdamı, tutkumu.Şimdi bana duyulmaz mı aşk diye sorgularken odamda, canım sanki bir paşka parçalamış...İçimde tutamadım güzel olduğunu bildiğim tüm sözcükleri.Paylaştım hep...İstedim ki onunla ilgili güzel bir şeyi paylaşmak, paylaştıkça büyümesini izlemek sevdadır.Yanlış bilir mişim..Sevda suskun yürekmiş.Yangınmış.Geç kalmışım...
Aygün Karaarslan
02/12/2005 Cuma 01:00


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home