NEM
Hiç farkında değilsin anne… Sen dahil hiçkimse farkında değil. Ben hiç de iyi değilim inan. Sabrım da, umudum da bitmiş durumda. Benim için öğütlediklerin boş. Neşeli olmak boş. Dürüst olmak boş. Ekmek kazanıyorum anne, işime saygım da var, aynı senin dediğin gibi, sanki benim dükkanım gibi. Kimsenin işime engel olmasına izin vermiyorum mesela. Dostlarım var anne, aynı dediğin gibi, hep dürüst oldum, abarttım hatta aynen dediğin gibi, aklımın dibini de gösterdim. Ben buyum, seveceksen böyle sev dedim. Ben olmaktan vazgeçmedim anne, utanmadım kendimden aynen dediğin gibi. Hep dürüstlük aradım arkadaşlarımda, dostlarımda, işimde, yediğim her lokmada helal… Bana verdiğin öğütlerden ikisini tutmadım. Tutamadım çünkü bana verdiğin tüm şu dürüstlük derslerine ters düştü. Kendimden başka bir ben çıkaramadım. Sadece kendime değil, etrafımdakileri de uyardım. Haksızlığa gelemedim. Savundum doğru olanı. Tanımadığım halde yedirmedim kimsenin hakkını. Varsa bir günah, susup dinleyip ortak olmadım yalanlara. Hazmedemedim bana yapılmış gibi. Ağladım saklamadım, güldüm neşelendim saklamadım, kızdım deli gibi bağırdım, sevdim hemen söyledim herkese, öyle güzeldi ki saklayamazdım. Hüzünlendim, umutlandım, savaştım, günahlarda yapma dedim, melek misin dendi, yine de savaştım. Çok mu iyiydim? Değildim annem… Hiç olamadım. Burnumu soktum herşeye… Şimdi bakıyorum etrafıma, tek tek dmkülen yapraklar gibi sonbahar yaşamımda. Fırtına gelmeden gitmeli miyim annem? Gitme diyorsun ama, artık kışları atlatacak ateş de, sığınacak huzurlu bir yerde, içinde yaşayacağım insanlarda, son moda yaşpasta gibi hemen bozuluyor annem. Figürleri sanki eskiden sevdiğim simli kartpoatallar gibi… Bakarken hüzünlü bir gülümseme yayılır ya hani “hey gidi günler” dercesine. Ben senin en deli, en neşeli, en deli dolu yavrundum ya hani, kimileri aşktan sanıyor annem. Beni aşk hiç yıkmadı, bunu asıl sen bilirsin… Beni umursuz, insana saygısı kalmamış, dedikoducu, yüzüme gülen, arkamdan konuşan, yalancı, bencil, ve egoları uğruna insan harcayan kişiler soldurdu. Hep kalktım, direndim, yeniden dedim, sil baştan dedim, heyyo, yuppi, wuuu derken….artık yoruldum annem. Gitme dersin de kalınca ne edem? Kalabilecek güç kalmadı bende. Beni ben bitirdim. Dürüstlük, aman yalan yok, aman bu günah, aman dostumsun ciğerimi sök, şudur budur…bir sürü deli saçmalıkları. Değişemiyorum da, kütük gibiyim… Sana göre 23 bana göre 33 olan şu yaşımda bu yılgınlık bile beni yoruyor. Şu halime deli oluyorum ama hergün biraz daha azalıyorum. Farkındasın biliyorum. Uyumak istiyorum. Deli gibi uyumak. Beni aşk yormadı annem. Bunu asıl sen biliyorsun… Beni yoran, sevdiğimi bildiğin ama başkasına aşık olan adama, sırf beni mutlu etmek için yaptığın sütlaç yoruyor… Hala aynısın, ve hala senin gibiyim, ve bu beni öldürüyor! Eğer bizler de normal olsaydık, şu anda bu şekilde olmazdık. Yemişim sütlacı da, dostu da, şunu da bunu da… Çekip gidesim var. Umutsuzca asıldığım umudum bile kalmadı. Sevdiğim insanları sevemiyorum hallerini gördükçe. Azalıyorum annem! Bir şeye de benzemiyorum ama aygün de değilim işte! Neden gidemiyorum, kalıyorum, birkaç iyi insan yüzünü hergün görmek istiyorum biliyor musun? Neşeleniyorum, ve sen tek başına akşam beni beklerken elimden geldiğince güldürmeye çalışıyorum. Babam gibi gitme diye savaşıyorum. Hani bana evlen diyorsun ya, kimseye aşık değilim biliyorsun. Sevdim ama olamadım aşık. Gözüm arkada kalmasa, davulla zurna ile giderdim biliyorsun. Kalmam için bana en güzel yalanı söyle bari bir kere… Ne dersen inanacak kadar açım. Yalnızım desem…hem de çok yalnız annem!
Aygün
18.05.2010 23:00


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home