REYHAN VE ASMA YAPRAKLARI
Bir asma dalı uzanıyordu balkona. Güneşi az da olsa engelleyen asma dalları, balkonun içine gülücükler saçarak, coşarak girmişti. Yerde 13 tane reyhan diziliydi. Her akşam açtığım yer yatağı, tam reyhanların dibinde. Sıcacıktı hava, hem de çok. Balkonsa, aynı bahar gibi, ne sıcak, ne serin, sakince uyutuyordu. Ben, reyhanları okşarken, yemyeşil bir balkonda, yere uzanmış yaramaz bir kız gibi gülümsüyordum. İçimde o kadar güzel, o kadar inatçı bir sevinç kaplıydı ki! Reyhanlar, ağırlıkta saksılara konulmuştu.Ama içlerinde 3 çeşit yoğurt kabı, bir jöle kutusu ve bir alpella kabı vardı. Umut ne deseler, sanırım “bu” derdim. Elinde olan boşalmış şeylere sığdırılan, mis kokulu, yeşeren ve sulanması gereken şey! Ara sıra dokunup kokladığın, suladığın, sabırla büyüyüp olgunlaşmasını beklediğin şey! Reyhan kokulu, asma yaprakları ile süslü bir balkonda, hafifçe ve ara ara esen bir rüzgarın koynundayım. Huzur dolu sünger bir yatak, pembe, pespembe bir yastıkla koyun koyuna, uykuya dalmak üzereyim. Uyandığımda, güneş tam üzerimde beni gıdıklarken, banyoda “hadi ama” diye bekleyen su, mis kokulu sabun… Şimdi gel de umuduna sarılma! En büyük zenginliğim işte bu! Kutsal saydığım tüm değerlerimle, umutlarım! Hadi neşelen! Düş kur yaramaz çocuklar gibi.Su sıçrat, dans et, yüz, ama gülümse! Çünkü sana çok yakışıyor :) Özledim…
aygün
31/07/2008 00:38

