HÜZNÜMÜ, UMUTLARIMI, KAHKALARIMI HİSSETMEYE HAZIR MISIN? GİZLİ BAHÇEMDESİN...

Salı, Şubat 28, 2006

Bir arkadaşı yitirdin...


Yapmamalıydın.Harcamamalıydın beni.Hiçe saymamalıydın...Görmediklerin vardı, bilemedin..Karşında bir karınca var sanırken, bir devi ezmeye çalıştın.Sen 1 yılı harcarken, harcattın bana. Ben kin tutmazdım Tanrı var oldukça...Ve tanrı benden 1 yılı almana izin verdiyse, senden ne kadar alır bilemem. Ne kadar basite aldın karşındaki insan ya da insanların hislerini.Sen ümit vermedim sanırken, yardımsever sanırken kendini, zamanla severim derken...Ve senin sevmeni beklerken, sen farklı vajinalarla vakit geçirdin.İnanır mısın?Günaha? Tanrıya?Hiç bekletildin mi 1 yıl?Beklerken beni sevecek diye, aldatıldın mı? Kırıldın mı? Ah almaya inanır mısın? Bedele inanır mısın? Ben inanırım...Yalan söyler misin? Basitçe?Gözlerinin içine bakarak?Ceza?Sen farklı bedenlerle sevişirken, sana inanmış, güvenmiş, senin sevmeni bekleyen insanların bedellerini ödemeye hazır mıydın?Düşündün mü o anlarda bedelini?Kaybetmeyi?Ne zamandır ödüyorsun?Ödediğinin farkında mısın? İyi biri misin? Temiz misin? Yüreğin iyi mi? Dürüst müsün? Ümit vermedin mi? Cevaplar sende...Benim cevapları bilmeme, görmeme, duymama gerek yok...İçimde yoksun.Basit yolları izleyen, basit olaylarla, kaliteli insanları değişen, "Aynı" sın...Ne senin acı çekmen, ne de cezalandırılman beni mutlu eder.Başkalarının mutsuzlukları bana haz vermez.Körsün.Çok hem de..Görmeni isterim sadece..Doğru yolu bulmanı.Listendeki harcananlardan, ümit verdiklerinden, tek tek özür dilemeni, tüm yalanlarını itiraf etmeni.Tanrı senden büyük.Geceleri rahat uyumak, huzurla uyanmak, işlerinin tıkırında gitmesini?Korkusuzca dolaşmayı?Tedirgin olmadan dışarıda herkesle görüşmeyi?Bu şekilde kabul görmeyi? Kul/evren..Ben buyum.Denizde damla. Sen de tüm bunları istiyorsan hak etmen gerek. İsterdim sen olmanı.Herkesle hesaplaşmanı. Dürüst yaşamanı.Boşalmayla mutlu olluk için neleri feda ettiğini, huzurundan, mutluluğundan, işinin rast gitmesinden, kendinden, karakterinden vazgeçtiğini görmeni...1 yıldır...Hazmedemediğim de bu sanırım. Belki de hala çabalamamı senin iyiliğin için...Seni arkadaş olarak görmeye çalışmam, aşık olmadığım halde.Seni düşlediğim gibi dürüst, düşlediğim gibi huzurlu, kendi olan biri olmanı...Bırakırdım seni.Tek.Ve tek kaldığını görürdüm.Yapamadım.Konuşmayı istedim. Hatalarını düzeltmeni, işinin rast gitmesini istedim.Her duamın ardından "Tanrı beni kıranı kırsın.Bana kıyana kıysın.Bana yalan söyleyenin işini rast getirmesin" dememden dolayı, tüm olanlara rağmen, bana tüm yalanlarını itiraf edince işin rast gidecek diye seninle 1 saat konuşmayı istedim. Sen belki hala seni sevdiğimi düşündün.Yanıldın...Hem de çok.Üzüldüm.İnsan olarak üzüldüm başına gelenlere.Bu yüzden istedim konuşmanı, konuşmayı.1 ay olacak.Sen daha çok kaçıyorsun.Kendine daha çok zarar verdiğinin farkında olmadan .Artık vazgeçtim.Arkadaşlığımı da yitirdin.Telefonlarım kapalı sana.Öldü say.Ben yokum.İyi biri olmaya çalıştım her zaman. İyi düşünmeye..Destek olmaya çalıştım sana. Sevgili olamadık diye dünya yıkılmadı. Ama zor zamanında destek olmalıyım diye düşündüm.Artık ben yokum.İçimden hep kızgınlığıma rağmen, iyi biri özünde, arkadaş ol, destek ol, yalnız bırakma, sana yalışmaz demiştim. Tanrı da biliyor, aklımdan ne seninle sevgili olmak, ne de tenine dokunmak geçmişti.Karşında benden büyük biri var. Ben yokum.Onunla hesaplaş. Benim bilmem mühim değil artık. Savunmak :D komik. Savunacağın ne kaldı ki? Kabullensen, af dilesen onun gözünde büyürsün.Tanrıyla yüzleşmende başarılar.Seni affetsin.Ben yorum yapmıyorum artık. Tanrı değilim...

Salı, Şubat 14, 2006

Adamın Biri…


Adamın biri bir gün, hayatınıza girer.Vallahi öyle kapı çalmaz.Gireyim mi kalbine demez. Kalp de zaten dünden hazır, hemen alır içine. Siz bir anda bir bulmacanın, gizin içinde bulursunuz kendinizi.Zordur adam.Konuşmaz, ayrıntı yoktur hayatı ile ilgili.Ve siz onu çözmek için kolları sıvarsınız.Ve o gün onun o suskun hali sizi alıp götürür.Nasıl bilmezsiniz zaten.Araştıramazsınız da. Sevişirsiniz kokusunu içinize çekersiniz.Sizi okşar, öper, sarılarak uyur.Ertesi gün sorarsınız, biz neyiz? Çünkü siz seviştiğiniz için onunla çıkıyor sanırsınız kendinizi.Hani yıldırım aşkı falan gibi safça bir düşünce nerdeeeen geldiyse (densiz düşünce :D) O ise mahsunlaşır, kırgınlığını anlatır.Kırılmışlığını.İçinizden “benim gibi onun da kanatları kırık” dersiniz.O kimseye , hiçbir ilişkiye güvenmediğini, bu nedenle hemen sevemediğini anlatır.” Ben zamanla sevebiliyorum, bana zaman ver “ der. Siz hemen kabul edersiniz.Beklemeye başlarsınız.1 hafta…Sormaya başlarsınız: biz ne olacağız? O kızmıştır. “En sevdiğim kadını bile 6 ayda sevdim” der. Beklerim ok dersiniz. 1 ay…”Ben çıkmadığım biriyle daha önce sevişmedim.Biliyorum sen zamanla seversin.Bekliyorum da sevmeni ama..biz ne olacağız?” dersiniz. Aynı şeyler tekrarlanır.3 ay…”Bana asılanlar oluyor.Oysa ben herkese sevdiğim adam işte bu kişi deyip tanıtmak istiyorum.Bana bir şeyler söyle nolur? Yapamıyorum bu şekilde.Hayatımdasın ama kimseye söyleyemiyorum” dersiniz."Haklısın ama biliyorsun" der."Tamam" dersiniz.Bir kaç günlüğüne uzaklara gider.Döndüğünde o her zaman güvendiğiniz, tanrının ödülü 6. hissinizle onun gittiği süre içinde biriyle birlikte olup olmadığını sorarsınız.Lafı değiştirmeye çalışır ama sonunda itiraf eder.Neyse fahişeymiş dersiniz.Sonra onunla mesajlaşmalarını okursunuz.Yine geçersiniz.Sonra çöpçatan sitesinde başka insanlara göz kırptığını görürsünüz.Yine aynı şeyler.Sonra eski çıktığı kızın msn de yazdığı şey gözünüze çarpar “Artık seninle sadece sevişmek değil duygusallık da yaşamak istiyorum” yazmıştır kız. Siz sorarsınız “Hala görüşüyor musunuz” diye.Hayır 3 ay oldu der size. Çünkü 3 ay olmuştur birlikte olalı. Anlamışsınızdır aslında.Bu sizin aptallığınızdan değildir .Zaman verirsiniz sadece bir şeylerin oturması için.Bunlar onun güçsüzlüğünden kaynaklanan olaylardır.Yalnız kalma korkusu, kendine güvensizlik, terk edilme korkusu vs. Siz kızdıkça ağlarsınız.Güçsüzlükten değildir.Gözlerinin içine bakıp sorarsınız “ Benden hoşlanıyor musun?Gideyim mi senden?” “Hayır, gitme kal” der.Ve dedikçe siz sizi seveceği günü beklersiniz.Çıktığınız yoktur sözde.Zaman geçer birileri onu gördüğünü söyler, ona sorarsınız.Kızar, bağırır, “Nasıl benden beklersin?Sen bana hiç inanmamışsın, güvenmemişsin “ der.”Sana hiç yalan söyler miyim?” Der.. der der…9 ay bitmiştir.Dese ki ben seni sevemeyeceğim, siz de kendi yolunuza devam edersiniz.Ya da en soft haliyle size “Denedim olmadı, ama sen çok iyi birisin, arkadaşım kal “ falan dese yine iyi. Siz de görürsünüz ama susup dinlersiniz.İyi biridir. Ve severse çok seveceğine inandığınız biridir.Sonra size değer verir.Yani bunu söyler, iyi ki varsın der, dertleşir.Bu arada cep telefonunu masaya koyar ama ekran hiç görünmez. Ya ters konulmuştur telefon, ya da üzerine bişeler konmuştur.Sonra titreşimdedir.Ve sizin yanınızda açmaz , okumaz mesajları :D Siz de bilirsiniz aslında. Başlangıçta o okuma, bakma isteği kalmamıştır.Bir tür kabullenmişlik vardır yani. Hani derler ya, kabullenmek ve umut etmek. Çoktan yitirmişlik vardır aslında umutların çoğunu. Ama o bilmez çok şey bilip, çok şey görüp de ona son şansları tanıdığınızı.Sizi ya ağlarken ya da çok duygusal görmüştür. Oysa siz, onunla bir şeyler eksik, çıktığım sevdiğim erkek diyememenin sıkıntısını yaşarsınız.Ve bunu yansıtırsınız. Ben bu ilişkiyi istemiyorum dese, belli bir süreden sonra (ki bu bazen kısa da olabiliyor), kendinizi yeniden keşfedip yolunuza devam edeceksinizdir. Bildiğiniz bir doğru vardır. Yara kapanır. Kabuklaşır. İzi kalsada siz artık fark etmezsiniz.Acımaz.Kangren olursa kesilir. Ama yarayı sürekli taze tutan şey merhemin de, bant'ın da olmamasıdır. 10 ay olduğunda siz artık pes demişsinizdir. Hatta gördüklerinizi ona söyleyip, onu sıkıntıya, onu strese sokmamak üzere karar alıp telefon açarsınız.Ona verdiğiniz değeri, iyiki var olduğunu, ömür boyu destek sözü verirsiniz. Ve güzel bir konuşmanın ardından dinlenmeye başlarsınız. Söz verdiğiniz gibi onu aramaya, hal hatır sormaya devam edersiniz.Aradan 2 ay geçer ve onu istersiniz. Evet evet..istersiniz.Çağırırsınız.Ve sevişirsiniz.Zaten o da bunu sizden çok istemektedir. Çünkü siz hep evde buluşursunuz. Ev Müsaittir . Hem onun için de büyük kolaylıktır, arkadaşının evine gerek kalmamıştır.Hani yüzünüz olsa başkalarını da atabilirsin konumuna geldiğinizin farkındasınızdır :D sadece sevişmek…tatsın istersiniz bunu…bir kadının onu sadece seks için seçmesi duygusunu tatmasını istersiniz ama o halinden gayet memnundur. Ve bir güüün, tesadüfler, yüzleşmeler olur. İşte o bir yıl boyunca ben senden çok hoşlanıyorum, insanlara ilişkilere güvenmiyorum, ben sana yalan söyler miyim, birinin elini tutacaksam bu sen olurdun, diğerleri beni seviyor sen farklısın, diyen, siz “Benden başkası ile oldun mu?” dediğinizde “hayır ben sana yalan söylemem “ diyen o adamın, size söylediklerini başkasına da aynı şekilde söylediğini, size romantik hiç mesaj çekmeyen sevdiğinizin başka hanımlara gözlerin, tenin beni çok etkiledi dediğini, sizin kontörü gitmesin dediğiniz, üzüldüğünüz adamın, başka bir hanım ya da hanımlara gece yarılarına kadar mesaj çektiğini, arkadaşının evine o kızla gidip seviştiğini, sizinle dışarıda buluşmazken, cafelerde onunla buluştuğunu, ona şehir dışına da gideriz dediğini öğrenirsiniz. Yalan…nedenler niçinler…bunlar hakkında da üstü kapalı yazılarım olmuştu tabiki. Ama genel olarak özetlersek, kişi doğrularından utanıyor, yanlış olduğunu biliyorsa, ve yaptıklarının kabul görmeyeceğini düşünüp yalanlarıyla sevileceğini düşünür. Aklınızdan geçeni tahmin edebiliyorum :D Çocukca… Ama böyle işte. Bu durumlar olurken siz şunu düşünürsünüz…Ben evleniyorum deyip de mi karşıma geçmeyi düşünüyordu? Ben zor severim zaman tanı demek ümit vermek değil miydi? Ya da beklenti içerisinde olduğunuzu bilip, size karşı dürüst olup “ Bak ben sadece sevişmek istiyorum, ve bunu sadece senle değil başkalarıyla da yapmak istiyorum” dememesi neydi?Saklamak yalan sayılmaz mıydı?Günah mı? :D günah…. Siz o uzaklarda aylarca kalırken ona her hafta telefon açıp destek olursunuz, madden hiçbir şey umurunuzda olmaz, size değer ! verdiğini biliyorsunuzdur. 1 yılın sonunda sadece gülersiniz. Zekisinizdir, güçlü hem de çok güçlüsünüzdür, ne istediğinizi biliyorsunuzdur.Ama …Adamın biri hayatınıza girer işte :D Siz düşünüzü yaşarsınız, o düşünü. Düşünürsünüz..Seks..Dışarıda bir sürü insanla yapılacak bir şey.Geçici şeyler.Beden..Ve bir bedene alışmak, sevişirken tadına varmak..İşte bu sadece sevgi ile olabilecek bişe. Gariptirki dünya gerçekten minnacık.Güven…Siz kendinize o kadar güvenirsiniz ki, onun size değil kendine karşı saygıda kusur ettiğini göremezsiniz. Güven :D Bir insan istedikten sonra her bişeyi ortaya çıkarırmış. Nasıl mı ? Cep telefonlarını ters koyarlar, titreşimdedir.Çağrılar ve mesajları açmaz.Ya da sadece okur.Konsantre olamaz, bu yüzden cevap yazmaz :D Çağırdığınızda duruma bakayım der.Hafta sonları genelde plan yapmaz.Her an her şey olabilir çünkü :D Hep bakalım der yani. Resmini tüm dostlarınıza verirsiniz.Sonra sürekli takıldığı yerin etrafındaki cafelere arkadaşlarınızı bulundurursunuz. Hacker dostlarınız yardımıyla istediği an maillerini, msn list’ini ele geçirebilirsiniz. Sürekli şehirde takılabilinecek yerleri (her akşam 3-4 yer olmak üzere) dolaşır 30 ar dk takılırsınız ve bunu 1 ay rutin yaparsınız. İş yerini bulur, önünde nöbet tutarsınız.Boynunu morartırsınız sürekli (pes eder bir yerde :D ). Parfümü üzerinize boca eder ona sarılırsınız.Arabasının torbido gözüne küpenizi, jartiyerinizi poşetle koyarsınız. Arabanın koltuğuna ruj sürersiniz.Ve daha bir ton şey :D Ben mi? Ben…Ah ben…Hiçbirini yapmadım :D Yapacağım adamı sevmem ki…Sevemem…Güvensizliğin sonu yoktur ilişkide.Hep ne zaman yapacak diye siz kendi kendinizi bitirirsiniz o zaman.İlişki yaşamaz, ilişki sizi yaşar :D Ben hiçbir zaman salt seks istemedim.Zaten sevmeden yapılacak bir şey de olmadı ki…Güven dolu, huzurlu, neşeli, büyülü bir şeydi yaşamak istediğim.Ne istediğimi biliyordum.Her zamankinden daha güçlüyüm şimdi. Her zamankinden umutlu.Onunla çıksaydım mutlu olacaktım.Olmayacak deseydi de mutlu olacaktım.Sonuçlar önemli. Yalan..İşte orda durmak lazım. Bana itirafı yapılıp özrü dilenmemiş yalanların hepsi helalim değil. 1 Yıl…Beklenti dolu bir yıl..Ve başkaları..Tanrı..Ve tanrı bilirim ki ben ok desem o işini rast getirmez. Tanrı affetsin.Ben değil…O benden daha büyük.Kimse kötü değil ki… Ve şimdi bekliyorum.Onun her şeyi anlatıp, af dileyip, sadece arkadaşın olmak istiyorum demesini.Zaten bu durumda, benim kendine güvenmeyen ve bunları yaşatan biriyle sevgili olmam mümkün değil. İyi bir insan olması, yardıma ihtiyacı olması arkadaşım olması için yeterli.İtiraf etmesi, arkadaşlığımdan önemli ise bana hoşça kal demek düşer :D Gelelim son duruma :D Şimdi yoluma devam ediyorum.Enerjimle, gücümle, zekamla, duygularımla, neşemle !! Siz de edin.Çünkü hayat görmek isterseniz muhteşem güzelliklerle dolu. Seks, Aşk değil sadece. Sizin ağlayıp boyalarınız akarken silecek, ve bunu tiksinmeden yapacak dostlarınız oldu mu? Ya da siz 1 yıl boyunca ondan bahsederken, bu olanları anlattığınızda sizinle ağlayan bir dostunuz? Ve sizi kahkahalarla güldürüp, sokakta herkesin size bakmasını sağlayan bir arkadaşınız?Ya da size “Üzülme kızım, hayırlısı olsun” dicek bir anneniz var mı? Ablanız sizin başınızı alıp “Hayır sen salak değilsin, zekisin” dedimi? Ben çok şanslıyım :D Kot eteğim var, spor ayakkabılarım, şehrim var arşınlayacağım, kahkahalarım var, ve baldan tatlı kalbim. Umut mu? Ben zaten umudum ! Neyse adamın biri bir gün.. ;)

Not: Bugün sevgililer günü.Üzülmedim sevgilim yok diye. Ben bir gün değil, her gün yaşamak istiyorum bu büyüyü :D ayrıcaaaa hızla kilo veriyorum :D

Aygün
14/02/2006

Salı, Şubat 07, 2006

SORGU

Soğuktu hava.Ve kış gününü yalanlarcasına güneş kollarını açmış denizden ışıltılar saçıyordu.Kollarını açtı kız, gerindi.Her sabah olduğu gibi nescafesini aldı eline, uzaklara baktı.Işıltıların içerisinde kayboldu gözleri.Düşünmek...Bu erteleyemediği şeydi, çok istese de başaramadığı.Hüzün yoktu içinde.Hatta bomboştu.Düşündü, arandı eliyle telefonunu, tek tek numaralara baktı.Çoğu aradığında belli olsun diye kaydettiği numaralarla doluydu rehberin.
Gözlerini kıstı, pencereyi açtı ve derin bir nefes çekti, gülümsedi hınzırca.Aklına o geldi. Denize bakarken sanki gülümseyen o değil denizdi hınzırca.. Kollarını açmış gel dercesine bakıyordu... O deniz ve kız. Sabahtı. Akşam olmasına az kalmıştı. Zaman hızla akarken hesaplarını bir köşeye atmış, günün o sıcak şeker pembe tadını damağında hissetmişti. Çilek mi yok sa kavun muydu bu koku? Yoksa onun terini unutmak üzeremiydi? Onun teri... içinde kaybolduğu, her gece ve her sabah içine çekip, diliyle tadına vardıktan sonra içinde yıllandırdığı teri... Ve düşünme dedi kendi kendine. Zaten içinde saklı değil mi? Nereye gizlediğini unutmak için sakladığı bir çıkındı.. Kalbinde arabesk çizgiler vardı dikişsiz kendi kendine kapanmasını beklediği… Arabesk çizgiler… Ve güneşi üzerine motif gibi işlediği, sildiği geçmişini yüreği silmiş miydi?Unutmuş muydu? Rol mü yapıyordu?Ne fark ederdi ki? Dün bugünde olamazdı, bugünü yaşıyordu, yeni taptaze çiçek kokulu güneşli günü..Mayıştı güneşin ışığından, uzandı yere..Sırtını yere vermiş elinde gazete ile keyif yapıyordu. Telefonu çalmamıştı bugün her gün çalmasın diye umut ettiği telefonun çalmaması takılmıştı aklına.
Yalnız mıydı yoksa? Tüm korkusu yalnız kalma korkusu mu? Kalabalık onu kasıyor muydu yoksa yalnızlıktan mı yaratmıştı kalabalığı? Ve kız güneş denizle ışıklar saçarken salt denizin bomboşluğu güneşin sadece sıcağı anlamsızdı . Deniz ve güneş.. Gülümsedi fısıldayarak 'ben güneş olayım sen deniz' dedi. Deniz... Ucu bucağı görünmeyen keşfedilmeyi bekleyen huzur dolu deniz. denizle güneşin dansı..