HÜZNÜMÜ, UMUTLARIMI, KAHKALARIMI HİSSETMEYE HAZIR MISIN? GİZLİ BAHÇEMDESİN...

Çarşamba, Aralık 13, 2006

SEN GİDERKEN...


Kelimeler anlamını yitiriyor. Safça yaşayıpta, kafamın içindekileri bastıran ben, şimdi sakin ve asosyal bir hayattan gocunmuyorum. Ne kalemim terk ediyor beni, ne ben kağıdı…Şimdi gidenler var. Benden, senden, ondan… Ve gidenlerin ardından düşündüklerim. Dostlarım var yitip giden. Irağa gittikçe gönlümü tek başına koyan. Gittikçe yitenlerim var… Anılar var gitmeyen. İş dönüşü evimi dolduran, neşeli kahkalar atan bir sen… Ağlayan, sarılan, saldıran bi sen… O zevk aldığım Nescafe’me tad katan sen… Varlığını düşündükçe rahatlayan bi ben… Dost.Dostum… Candan ötem. Sen giderken, ben çırılçıplak oluyorum. Ve sen giderken, burada sadece varlığının yettiğini bilmeden, neşe ile yok oluyorsun… Ne yüzün, ne için yok olmuyor benden. Sen giderken, kendince yiteceğini bilmeden, terk ediyorsun. Beni ve de kendini… Evimin, geçmişteki evimin gitmezi… Sen giderken, anılarına yenisini ekliyorsun bilmeden. Bilinmez bir yolculuğa almış çantanı gülümseyerek, hoşça kal diyerek giderken, sadece hüznüm var. Gitme! Gitme sakın! Kimse, seni benden çok koruyamaz ki! Kimse sana para harcama, üşütme, içme demez ki…Gitme dost, Gitme can… Senin ruhun buraya ait. Oralar ruhunun o en güzel yerini emer. Can, sen gidince öyle kocaman bir yer boşalacak ki… Doldurmam, dolduramam. Ne yaparsan yap, yıllar geçse de, daima senin gelişini bekleyecek bu yürek. Kalemim anlatamaz Erdinç… Anlatmaz! Dostum, kardeşim… Ne olursa olsun, sen kal! Teslim olma! Döndüğünde, seni sen olarak istiyorum. Düşersen ara, gelirim. Yiyecek bir simidim olsa, ara, paylaşırım. Beni bilirsin, en çok sana kızarım. Sen benim çocuğum, abim, dostum… Boyalı gözyaşlarımı elleriyle silenim… Can parçam… Şimdi gidiyorsun ya… Bir boşluk var, anlatamam… Bir kucak var, hep açık, döneceğin günü gözler…

Not: Erdinç, dostum kalıyor :)

Salı, Aralık 12, 2006

KIRMIZI


Birayı sevemedim. İçtim. Ama sevemedim… Kırmızıyı sevdim. Kırmızıyı… Yılda bir şişe ya da iki şişe içtim. Kırmızıyı sevdim. Balkonda atkımı alıp, yaşlarımı silerken, elimde bir kadeh kırmızı oldu…Kırmızı beni uyuşturuyordu. Sinsice gülümsetiyor, ve aniden ağlatıyordu. Kırmızı beni anlıyordu… İçimde kemanlar çalarken, gözlerim ağlamaktan şiş ve de kapalı, elimde kırmızı ve ben. Ilıktı kırmızı… İçimi ısıtıyordu, vücudumu… Kırmızı beni anlıyordu. Boşluklara akıyordu. Düşüncelerimi emiyordu… Ve ben içtikçe kırmızı oluyordum…

BAHÇE


Ben seninle ilgili hayaller kurmayı sevdim…Seninle olduğum anlardan bile çok sevdim düşlerimi… Sen yanımdayken, elimi tutmazken, hayallerimde gözünü gözümden ayırmıyordun. Hayallerimde yanında uyanabiliyordum. Ve sen uyandığımda, kolun boynuma dolanmış oluyordun… Düşlerimde, yeşil bir bahçe var. Her tarafı yemyeşil… Bir kuyu, sarmaşıklar, gür ve bodur ağaçlar, minderler, yeşil çimler…Bir salıncak var, iki kişi salıncakta, ağır ağır sallanıyor… Elim teninde geziniyor… Bilemezsin… Sen yanımdayken, öylece bakarken boşluğa, ben sessiz ve belli etmeden izlerken seni, düşlerimin gerçekliğinden kuşku duyuyorum. Ama sen yanımda değilken, boynuma sarılıyorsun, saçlarımla oynuyorsun. Mumlar, kokun ve ben…Hangi hayalim gerçekleşir düşünmeden, rahatça, uzun uzun düşleyebiliyorum. Aynı beden düşlerimde, yanağımı defalarca öpüyor. Rüyalarımda, düşlerimde her şeye doymuş bir sen var mesela. Beni yavaş yavaş sindiren, keşfeden, ve bana aç olduğunu hisseden sen…Gerçeklikte ise içimde bangır bangır “Kaççç!!!!” diye bağıran bir ses, ve benim farkımda olmayışın… Seçmek elimde ise, ben düşlerimi seçiyorum. Düş : Yürürken ya da sinemada elimi tutan , yaşlarımı silen sen. Gerçek : Yürürken etrafı kolaçan eden sen. Düş… Düşlerim senden sıcak, senden sevgi dolu, ve senden ilgili… Sabır taşı olmam konusunda kuşkularım var. Ama biliyorum ki, sen bir sürü yolların içerisindesin. Ben se doymuş, yorgun ve kararlı… Şimdi gel desem, gelsen ve yollardan vazgeçsen, ve dönersen tekrar içimden çok parçalar eksilecek. Kalanları, kalan parçalarımı sağlam tutmaya çalışırken elimdekileri yitirmeyi göze alamıyorum. Sen sıcacık bir salonda, ısındıkça gözleri kızaran, gülümsememi sağlayan, beni güldüren, beni ısıtan, ışıl ışıl gözlü meleğim… Yerdeyim… Yakınında… Uzağında… İçimdesin…. Ben düşlerimi senden çok sevdim….

Hiçbir resim, düşümdeki gizli bahçe gibi değil... Beyaz, ipek, şeffaf, halının üzerinde izi kaldı... Ben düşlerimi senden çok sevdim...