HÜZNÜMÜ, UMUTLARIMI, KAHKALARIMI HİSSETMEYE HAZIR MISIN? GİZLİ BAHÇEMDESİN...

Salı, Temmuz 11, 2006

HUZUR...


Bir yerlerde sıkıştırılmış bi dosyam var. Şifreledim. Ama şifresini bulmak istemedim. Bulamadım bu nedenden. Ne bahar kokusunda, ne yaz güneşinde denedim. kkışın soğuk yağmur damlalarının pencereye vurmasıyla, elime aldığım nescafemle, kenarda dışarıdaki gölcükleri izlerken bile açamadım kendimi. Ne kadar salt, açıkta, gözle görünür olursam olayım, işte o kara kutuyu açmadım. Aslolan o kutuydu. Ben bile fark edemedim. Büyümek istedikçe büyürken, işte o pencere kenarı, gökyüzü, deniz, orman; nere olursa olsun, sıkıştırılmış, ziplenmiş beni, ben bile çıkaramadım... Çıksa bile ne işime yarayacaktıki? Boyum mu uzayacaktı? Ya da mükemmel biri mi olacaktım? O kadar çok güldüm, güldürdüm, konuştum ki, şimdi geriye baktıkça, suskun bir ben, aslında hiç bir harfi kendine ait değilmiş gibi hisseden ben çıkıyor karşıma. Ziplenmiş ben... Ve ben fark ettikçe onu, geri yolluyorum en derinlerime... Ne arkamı, ne önümü... Şimdi bilmeden, hesaplamadan, plansızca ilerleyen ben var. Tümseklerde düşen, kalkan, düz yolda koşan, yorulan, susayan, öylesine yürüyen ben.. Hani bir çok tezi kanıtlayan, savunan ben, tezlerinde, yaşamanın da tadından tuzundan vazgeçmiş, karınca, solucan gibi boş yaşayan bir varlık olmuşum. Tezin de, hayatın anlamı da, olması gerekenler de, mutluluklar da , hüzünlerde, zeka da bi bakmışım boş.. şimdi ölsem, belki beni tanıyanlar 2-3 yıl unutmaz, hatırlar, üzülür. Sonrasında benim kökümdeki insanları unutmam gibi, unutulacağım. Bunalımda değilim. Boşluktayım. Boşluğumun farkındayım ya da... Ne ünlü, ne parmakla gösterilen biri, ne de üstün varlık olmak istedim. Sonlarımız ne de olsa aynı. Burda, yaşadığım bu yerde ne kadar ne yaptığım değil, beni mutlu eden şeyleri yapmam gerektiğini anladığımda büyüyeceğim. Büyümek istemeyen bir ben var benim içimde. Herkese başkaldıran, zekamı, inançlarımı, mantığımı ezip geçen, haylaz bi ben... Şimdi doğruların, mantığın peşinden mi gitmeliyim, yoksa boş amaçsız ve de ne olursa olsun diye mi hareket etmeliyim?
Düşüneyim.....
Hayatım şu anda en güzel şeyini, mantığım, zekam, amacım, planım dışında yaşıyorum. Huzurluyum... Rüya sanırım. Düşünmekten vazgeçsem de, yaşamaya devam etsem Yanımda uzanan gülümseyen bir yüz, dokunuşu kelebekten yumuşak, sözleri az ama yüklü, zekice ışıldayan parlak gözleriyle dünya şirini, yaşamasını bilen biri var. Ve bu amaçlı planlı değil. Gel de şimdi zekanı, mantığını kullanıp, amaçlı, planlı programlı hareket etmeyi öğütle ve de uygula!! İmdat demiş miydim İMDAAAAAT

Perşembe, Temmuz 06, 2006

Gülücük...


Gülücüğünü gördün mü? Gülücükler saçarken, gözlerini, dudağının kıvrımları izledin mi aynadan? Başını nasıl hafifçe yana salladığını… Uyurken bebek gibi olduğunu, kaşlarının hafifçe yukarı kalktığını biliyor musun? Terinin burnuma huzurlu bir cennet gibi koktuğunu biliyor musun? Her gülümsemende içimde kıpır kıpır eden deniz dalgası olduğunu? Söyleyemediklerimin söylediklerimi dövebilecek kadar çok olduğunu biliyor musun? Bakışlarında hep garip bir hüzün olduğunu, bazen çocuk kadar haylaz… Bazen durgun huzurlu bir göl gibi gözlerini kaparsın… İçimden, o gölün içinde olmak için verebileceklerimi düşünmemin bile bana ne kadar huzur verdiğini bilsen. Ve bu günlerde, ahh ahh’larımın, offf offff’larımın gittikçe artışını bilsen… Ne nedenlerim var, ne sonuçlarım, ne hesabım, ne de yaşadığımın ismi…Varsın olmasın…Ne ismi olsun, ne sonu… Bilirim ki, isim verdiğimde, biterse bir gün, incinirim… Dallarımdan uçtuğunda, el sallayacak kadar güçlü olmam lazım. Kalıcı olmayacağını düşünmeliyim. Ben han olayım, sen misafir. Kalman için içimden dua edeyim, gittiğinde kırılmayım… Bilsem ki kalacaksın, kelimelerim soyunacak. Çırılçıplak olacaklar… Kollarım güneşi kucaklayacak kadar kocaman açılacak, ve yüzümde gülmekten ayrılmış kocaman bir ağız, sarıldığında şiddetle atan bir kalp olduğunu hissedeceksin… Hayalperestim ben.. Hayallerinin bir ün gerçekleşeceğini uman bir hayalperest… Korkularım var, şimdilerde sürekli kapımı çalan. Doygunluğumun yüzüme yansımış hali bir gülümseme... ilk doygun gülümseme.. sessizliğin var sevişirken aklımda, konuşmadan , sormadan sevişmen, anlaman beni. anladığın için sormaman... hisseden, hissettiren sen... gözleri ile, teni ile anlayan, anlatan sen... Bir meydanın ortasında öylece kalmışlığım var. Bir yanımda sen, bir yanımda korkularım. İçimde garip bir heyecan, tutku, huzur, sevgi var… Kovdukça daha çok sen olan düşünsellerim, sen oluşum… imdat ya imdatttt!


öylesine yazdım işte....