YARIM KALAN HAYALLER PEŞİNDEYİZ…

Aynı botanik bahçenin içinde, ama ay'ın aydınlattığı balkondayım. Gecenin bir vakti buraya gelmek, sandalye, cep telefonları, telsiz telefon, sigara, kağıt kalem ve çikolatalı nescafe’yi taşımak gelenekleşti. Günüm klasik bir gün değildi aslında. Hastane ve ev arası bir dokuma. Akşam aldığım telefon, güzel bir sohbet… o kadar çok konuşmuşum ki… Tam o anlatacakken, telefon kapandı. Bekledim. Aramadı… sanırım kredi bitti. Km.lerce uzaktan bir ses. Kapandı… Ve dilimde “Yarım kalan hayaller yaşındayız” şarkısı takıldı. Sözleri değiştirdim. Yarı vicdan azaplı ben, yarım kalmış sohbetin en şerbetli yerinde öylece elimde telefon, kalakaldım. Keşkelerim yok aslında. Belki de her şey olması gerektiği gibidir. Kırılganım bu günler. Her şey yarım. Çok beklettim mi? Kendimi, herkesi… Umutlarımı, hüzünlerimi, o şen şakrak kahkahamı… Tamamlanmamış cümleler beni kırıyor, söylenmişler değil. O bir yere gizlenmiş, yarım kalıp unutulmuş, biriktirilmiş kelimeler. Yarım kalan hayaller peşindeyiz bak! Bugün kısa cümleler kurdum. Esnedim. Durdum. İzledim… Sindirmeyi öğrendim mi ne hayatı? Ya da hayata kızdım bugün. Dua etmeyi bıraktım. Çok mu fazla kırdım seni tanrım? Bugün ay florasan gibi. Berrak, pürüssüz, pasparlak… Gecemin güneşi. Huzuru! Keşke uykum gelse… Düşümü görsem… limonatam ve ben! Sahil, altın renkli kum, turquaz deniz, kıyıda ahşap büyük bir ev, geniş veranda, verandada sallanan sandalye, bahçede muz ağaçlarının arasında hamak. Sahile inen bir ormanlık. Ilık bir esinti. Hamak ben ve limonata! Beynimi zorluyorum. O resme birini eklememek için çırpınıyorum. Ben çırpındıkça çılgın ben, bana inat o resme ekliyor. Eklemeeeeeeeeeee!!!! Ekledi :( Yarım kalan hayaller peşindeyiz bak …. (imdat dedim mi?)
Not: Sana ait bir düş var elimde… Bir gün teslim edilmek üzere bekliyor…
Aygün 27/09/2007


