HÜZNÜMÜ, UMUTLARIMI, KAHKALARIMI HİSSETMEYE HAZIR MISIN? GİZLİ BAHÇEMDESİN...

Cuma, Temmuz 10, 2009

sanma...


Seni anlamadığımı sanma. İşime gelmiyor ama. Şansımı zorladığımı bilmediğimi sanma. Bundan sıkıldığını bilmediğimi de sanma. Sanma söylerken çok da hoşnut olduğumu. Frenler tutuyor sanma. Duramayınca, söyleyince içindekileri, fren falan kalmıyor, anla. Beni anlamadığını sandığımı sanma. Durum böyle… Köşelerde sıkıştım. Sağa bakıyorum, gidiyorum, sola bakıyorum kalıyorum. İçimden sus artık, yeter diyorum da, sen sustuğumu sanma. Tüm mantıklı konuşmalarım zorlamamla. İçimde “sen öyle san “ diye benle dalga geçen bir ben olduğunu bilsen. Sanma sorularım merakımdan. Merakım düşünmemden seni. Sanman gereken şey belki de şu; seninle konuşabilmemin, sesini duyabilmemin tek yolu, yüreğine dokunmamın tek yolu bu. Sanma sensiz ölürüm, yitip giderim. Sanma sensizlik senin yanında olmamak. Seninle olmadığımdan sensizliği bilmem ben. Sanman gerekenlerden biri de sana böylesine düşkünken bile, senden daha güçlü olmam. Kalkmasını öğrendim uzun zaman önce.

Şimdi bu yazı neden yazıldı? Dün gece hiç sarılmadın bana. Kızdırdım seni. Yaramı kazırken, yüzleşirken kendimle, seni hırpaladım belki de. Anladım ki artık özgürce gezdiğim sırtın da kapandı bana. Anladım. Ben gideyim artık. Bana ait olmayan bir kalpte bu kadar ısrarcı olmam hata. Zaten gitmeye hazır bavulumla gelmemiş miydim? Merak etme her şeyimi bırakıyorum. Sana dair her şey zihnimde zaten. Seni bırakıyorum yetmez mi?

Sanma güçlü isem azalmayacağım. Seninle çoğalmıştım…

aygün 10.07.2009

oldu mu şimdi?


Yabancıyım. Uzaklara dalıyorum sıkça. Nedendir bilmem, kafam dolu olunca gelirim ben . Düşümdeki yerime sığınırım. Gelirim ben. Kendimi terk ederken, kimsesizlik çekince canım, gelirim ben. Denizin kenarıdır, herkes bilir. Çamlar vardır yamacında dağların. Verandalı tek katlı ahşap büyükçe ev sahile sıfır. Hamak vardır önündeki iki muz ağacının arasında. Elimde limonatam, verandadaki sallanan sandalyede önce beyaz kumlara, sonra turquaz huzura. Esinti kısa saçlarımı tokalarından kurtarır, alnımı gıdıklar. Ben gelince aşka, ne sen kalırsın içimde, ne diğerleri. Sallanırken bırakırım elimdeki limonatayı ahşaba, dikkatlice alırım elime kitabı. Arasına sıkıştırdığım ıvır zıvırdan kaldığım yeri bulurum. Kitap ayracı dayanmaz zaten bana. Okurken uykum gelir, mayışırım, gözlerim küçülür, yavaşça gerinir, esnerim.düşene kadar elimden, dostumu bırakmam. Düşünce kaldırır, limonatamdan alırım koca bir yudum. Dalarım… uzaklara değil öyle ama. Sesimi duymak için boğazımı temizlerim yavaşça. Şarkı mırıldanırım, sonra istemen düşüme sen atlarsın, elinde gitar, gözlerinle ritmi yakalayınca yakaladığın o bakış, ben ıslanmasın diye gözlerim, titremesin die uğraşırken sesim, sen geldiğin gibi gidersin. Kumsalda yürüşünü izlerim, ayak izlerin yok. Kaparım gözlerimi. Kızarım. Düşümde ne işin var senin? Yıllardır tek huzurlu düşüncemde? Bilirim… son zamanlarda seni düşünmenin düşümden fazla zaman aldığını. Kafamı sallarım… ayak izlerin yok. Kumsal da zaten ıslak değil. Kum da yok. Oturduğum yer, sadece yer. Şimdi ne oldu düşüme peki? Parçası olmuşsun da, parçası eksilince eksiliyormuş da ben fark etmemişim. Aferim bana … oldu mu şimdi?


aygün 10.07.2009

Salı, Temmuz 07, 2009

çok sevdim ben seni...


Alternatifler… Kaçtım…senden, kalbimden, kendimden… Alternetiflerime aşık olmayı istedim, inan sende kalmaktan çok istedim. Her gidişimde, hep son kez baktım yüzüne, hep son kez sıktım ellerini, hep son kez kokladım sessizce tenini… ve hep son kez güldüm dostça. Bilmedin. Aşıktın diğer yarına… Zor kadınına… Bense elinin altında, hep yanında, destektim bir anlamda. Biliyordum, biliyorum da hep onda, alamadığın, senin olmayanda aklın. Ben zihninin en oynak, en neşeli, en çılgın, en dost yerinde kalacağım. Hiç kimse aynı olmadığından, hiç kimseyi de aynı sevemedim. Ama hep özel kelimelerim oldu, düşünmeden ağzımdan çıkan. Seni hissettim, yaşadım, sindirdim, bekledim… Bir şeylerin aksi gitmesini bekledim… olmadı.

Senin en çok sırtını sevdim. Sıkarken, incelerken tenini, parmak uçlarım sessizce gezdi teninde. En özgür dolaştığım cumhuriyetti tenin. Kokunu dilediğimce çekiyordum özgür ülkende. Kapalı olan tek yer, tahtının sahibi krallık kalbindi. Benim olmayacağını bildiğimden, hiç çalmadım kapısını. Çıkmadım hiç huzuruna… Sakladım kendimi, özgürce senle olabilmek için. Anlattığın tüm çocuk anılarına, uzaktan seni izleyen kız olarak kendimi de koydum. Tüm gelecek planlarına koyduğum gibi. Uzaklardan izleyen kız. Senle hem sevindim, hem üzüldüm aynı anda. Benimleydin ama benim değildin. Emanet bir oyuncak bebek gibi, zamanı gelince verilecektin. Sen benim hayalimdeki o teni esmer, yüzü, kalbi gülen o erkek bebektin. Aşık mıyım sana? Hayır… bu okadar tutkulu, o kadar geçici değildi. Başta öyle sandım, bekledim, başka tenlere dokundum, sevemedim. Senin bakışını aradım, deli gibi kızdım kendime. Esprilerini, sessizliğini, gitarları tek tek deneyişini… denerken bakıp bana sessizce, yüreğime bilmeden dokunmanı… aşık mıyım sana? Hayır… çok sevdim ben seni… kendimi gördüm hep. Tartışmadan, ılımla yaklaşan, önyargısız beni. Destektin, bazen deli. Ama bendin işte. Ben kadardın. Ve ben seninle, o anın değil, her anın öyle olacağını bildim. Tek yalanın olmadı bana. Aklına gelmedi ki… işte buydu beni sarsan… huzurum, açlığım, gülüşüm, uykum… Sen hiç aşk olmadın bende. Ne kavgam vardı, ne olumsuzluğun… her şeye rağmen sevmedim ben seni! Her şeyini sevdim. Hepsi öyle güzel ki… öyle sen kokuyor ki anlatamam. Kaçışımı anlayamadın belki. Uzaklaşma çabamı, dokunmaktan kaçınmamı, hatta bir ara seni aramayışımı. Ben kaçacağım hep, anlayacaksın, göreceksin. Sen senin için öleceğim adam olmadın, ölürsem seni yaşayamamaktan korktuğum adam oldun. Sen kıskanacağım adam olamadın. Hep güvendiğim adam oldun, başka tenlere dokunurken bile, sen olmaktan vazgeçmeyeceğini bildiğim, sen olduğun için sevdiğim adam oldun.

Sen hiçbir şarkıda aklıma gelmedin. Aklımda var olan şarkılara öyle yakıştın ki… Birileriyle tanıştırıp, bu benim diye kimsenin gözüne sokmayı hayal etmedim. Ben seni anlattıkça, onlar seni tanımayı öyle istediler ki… Güneşim olmadın. İçimde var olan kısık güneşimi, korumu üfledin.. benim içimdekileri çıkardın, anlamımı. Bunları yaparken hiç hissetmedin. Sana güzel olmak için uğraşmadım, saçlarım yapılı olmadan, kıyafetim salaştı hep. Seni görmeyi öyle çok istedim ki, dışım umurumda olamadı…senin için ağlamadım, sadece gözüme çöp battı bir kere. En önemlisi, harflerimin, tüm aşka dair sözcüklerimin tükendiğini, yaşadıklarımı çok çabuk tükettiğimi düşünmüştüm… bitmediğini, başladığını hissettirdin… çok sevdim ben seni…


aygün 04/07/2009 22:00